Get the Flash Player to see this rotator and
activate Javascript
Deutsch Newsletter | Mitgliedschaft | Spenden | Kontakt | Impressum |

SeiteNews
     
02.11.2017 - Presseerklärung
Es bedarf einer unabhängigen Untersuchungskommission zum NSU-Komplex/TBB: ‘Nasyonal Sosyalist Yeraltı Terör Örgütü (NSU) konusunda bağımsız araştırma komisyonu şart!’

Anlässlich des 6. Jahrestages der Aufdeckung der NSU-Verbrechen erklärte der Türkische Bund in Berlin-Brandenburg (TBB):

Wenige Monate nach der unfreiwilligen Aufdeckung der NSU-Verbrechen am 4. November 2011 versprach Bundeskanzlerin Merkel in ihrer Gedenkrede am 23.02.2012 eine „lückenlose“ Aufklärung: „Als Bundeskanzlerin der Bundesrepublik Deutschland verspreche ich Ihnen: Wir tun alles, um die Morde aufzuklären und die Helfershelfer und Hintermänner aufzudecken und alle Täter ihrer gerechten Strafe zuzuführen.“

„Seither sind in acht Länderparlamenten Untersuchungsausschüsse und weitere im Deutschen Bundestag eingerichtet sowie ein Strafprozess gegen die verbliebene Hauptverdächtige eingeleitet worden, in dem in den nächsten Wochen ein Urteil wird. Von Aufklärung der Taten und ihren Zusammenhängen kann jedoch nur bedingt gesprochen werden“, sagte Ayşe Demir, Vorstandssprecherin des TBB.

Stattdessen seien noch immer viele Fragen hinsichtlich der Verantwortung der staatlichen Stellen im NSU-Komplex unbeantwortet:

„Neue Erkenntnisse über sogenannte Ermittlungspannen, die fehlende umfassende Aufklärung der Aktenschredderungen, die Zurückhaltung von Akten durch die Generalbundesanwaltschaft und der Umgang der Generalbundesanwaltschaft mit dem Aussageverhalten von V-Leuten werfen weitere Fragen hinsichtlich der Verbindungen staatlicher Stellen im NSU-Komplex auf. Zudem legen die bislang bekannt gewordenen Erkenntnisse der Mord- und Terrorserie den Schluss nahe, dass ein Trio allein kaum in der Lage gewesen sein kann, die Taten zu verüben“, so Demir weiter. Diese Meinung habe auch der Vorsitzende des Bundestag-NSU-Ausschusses, Clemens Binninger (CDU) vertreten.

Lange Zeit wurden Migrant*innen der Taten verdächtigt, sogar die Familienangehörigen der Opfer. Zitate aus den Akten der Ermittlungsbehörden:

„Aufgrund der Tatsache, dass man 9 türkischsprachige Opfer hat, ist nicht auszuschließen, dass die Täter über die türkische Sprache den Bezug zu den Opfern hergestellt haben und die Täter demzufolge ebenfalls einen Bezug zu dieser Sprache haben. Auch spricht der die Gruppe prägende rigide Ehrenkodex eher für eine Gruppierung im ost- bzw. südosteuropäischen Raum (nicht europäisch westlicher Hintergrund).“ (….)

Mit welchen Vorurteilen agiert wurde, zeige folgende Stellungnahme: „Vor dem Hintergrund, dass die Tötung von Menschen in unserem Kulturraum mit einem hohen Tabu belegt ist, ist abzuleiten, dass der Täter hinsichtlich seines Verhaltenssystems weit außerhalb des hiesigen Normen- und Wertesystems verortet ist.“ (Aussage des LKA Baden-Württemberg zur Operativen Fallanalyse im Endbericht des NSU-Untersuchungsausschusses des Bundestags, Seite 878)

„Nur durch eine uneingeschränkte öffentliche Aufarbeitung der Geschehnisse kann das Vertrauen in die staatlichen Institutionen wiederhergestellt werden. Unabdingbar ist zudem eine gesellschaftliche und politische Auseinandersetzung mit rassistischen und menschenverachtenden Einstellungen in der Gesellschaft und in den Behörden“, so Demir.

In diesem Zusammenhang forderte der TBB die Einrichtung einer unabhängigen Untersuchung -ähnlich der Stephan Lawrence - Kommission (auch als McPerson Kommission bekannt) in Großbritannien, die insbesondere den institutionellen und strukturellen Rassismus untersuchen und damit u.a. Zusammenhänge zwischen Rechtsextremismus und den Ermittlungsbehörden aufdecken soll.

Mehr zur Stephan Lawrence – Kommission: http://buendnis-gegen-das-schweigen.de/974/

 


 

TBB: ‘Nasyonal Sosyalist Yeraltı Terör Örgütü (NSU) konusunda bağımsız araştırma komisyonu şart!’

NSU cinayetlerinin rastlantı sonucu ortaya çıkmasının 6. yılı vesilesiyle Berlin-Brandenburg Türkiye Toplumu bir basın açıklaması yaptı:

NSU‘nun 4 Kasım 2011’de ortaya çıkmasından bir kaç hafta sonra Angela Merkel 23 Şubat 2012’de öldürülen insanların yakınlarına dönerek şu sözü vermişti: “Federal Almanya’nın başbakanı olarak cinayetlerin eksiksiz aydınlatılacağı ve katillere yardım eden herkesin yakalanacakları ve hepsinin hak ettikleri cezaya çarptırılacakları konusunda söz veriyorum.”

Konuyla ilgili TBB Sözcüsü Ayşe Demir „O zamandan beri sekiz eyalet parlamentosunda ve Federal Parlamento’da araştırma komisyonları oluşturuldu. Aynı zamanda muhtemelen yakında bitecek olan ceza davası açıldı. Bunlara rağmen cinayetlerin aydınlatılması sadece kısmen gerçekleşti diyebiliriz.

Aksine, geçen süreç içerisinde özellikle devlet kurumlarının NSU ile bağlantıları konusunda daha da fazla soru işaretleri oluşmaya başladı” , şeklinde konuştu.

Demir devamla, devletin NSU cinayetlerinin eksiksiz aydınlatılacağa konusunda inandırıcı bir isteğinin ve çabasının olmadığını iddia etti ve bu iddiasını şu verilere dayandırdı:

  • NSU bağlantılı dosyaların imha edilmesi,
  • Dosyaların neden imha edildiğinin aydınlatılmamış olması,
  • Önemli şahitlerin şüpheli ölümleri,
  • NSU üyelerinin bazı istihbarat muhbirleriyle ilişki kurdukları ortaya çıkmasına rağmen bu muhbirlerin tanıklığına izin verilmemesi,
  • Federal Başsavcılığın davanın genişletilmemesi konusundaki ısrarı,
  • Meclislerde kurulan araştırma komisyonlarına ve Münih Yüksek Eyalet Mahkemesi'nde devam eden davaya dosyaların eksik ulaştırılması;
  • Tüm bu ırkçı cinayetlerin ısrarlı bir şekilde sadece üç kişinin marifetiymiş gibi sunulmak istenmesi ki Federal Meclis Araştırma Komisyonu başkanı Clemens Binninger (CDU) bu teoriye kesinlikle inanmadığını birkaç defa ifade etti.

Uzun bir süre göçmenlere hatta katledilen insanların yakınlarına şüpheli muamelesi yapıldığını hatırlatan Demir, açıklamasında yetkili kurumların dosyalarından da alıntılar yaptı:

Dokuz maktulün de Türkçe konuştuğundan yola çıkarsak, katillerin maktullerle bağlantısının dil üzerinden kurulmuş olduğunu, dolayısıyla katillerin de bu dille bir bağlantısı olduğunu göz ardı etmemiz olanak dışıdır. Ayrıca bu grubun belirleyici özelliklerinden olan namus kavramı da katillerin Doğu ya da Güneydoğu Avrupa’da aranması gerektiğine işaret etmektedir.”

Hangi önyargılarla hareket edildiğini, Baden Württemberg eyaleti cinayet masasının raporundan şu alıntı açıkça belgeliyor:

“Cinayetin bizim kültürümüzde tabu sayıldığından yola çıkarsak, davranış biçimi açısından katilin bizim bildiğimiz norm ve değer sisteminin çok dışında aranması gerekir.”

Devlet kurumlarına güvenin ancak cinayetlerin eksiksiz aydınlatılması ile tekrar oluşabileceğini vurgulayan Demir, bunun yanında toplumda ve kurumlardaki ırkçı ve düşmanca tutumlarla toplumsal ve siyasal hesaplaşma gerektiğinin altını çizdi.

Bu bağlamda TBB, İngiltere’de oluşturulan Stephan Lawrence – Komisyonu gibi (McPerson Komisyonu olarak da bilinir) sağcı terör ile gizli servislerin bağlantılarını da araştıracak bağımsız bir komisyonun kurulmasını talep etmektedir.

Stephan Lawrence – Komisyonu ile ilgili daha fazla bilgi için: http://buendnis-gegen-das-schweigen.de/974/